Çağının Kalp Aynası
Filmlerde makinelerin insanlara saldırdığı sahneleri hatırlarsınız.
Eskiden izlediğimde kanım donardı bizi böyle bir gelecek mi bekliyor acaba diye.
Oysa teknoloji hiçbir zaman bizden ayrı değildi.
Biz ne veriyorsak o da onu yansıtıyor tıpkı kalplerimiz gibi.
Bugün yapay zekâdan, algoritmalardan, sistemlerden korkuyoruz.
Ama unuttuğumuz bir şey var:
Her kodu biz yazıyoruz.
Her komutu biz veriyoruz.
Her veriye kendi duygularımızı işliyoruz.
Teknoloji, insanın iç dünyasının dışa vurmuş hâli.
Korkumuz, öfkemiz, açgözlülüğümüz, sevgimiz, şefkatimiz…
Hepsi satır aralarında dolaşıyor.
Yani yapay zekâ aslında bir ayna:
İnsanı insana gösteriyor.
Kimisi onu nefretle besliyor, kimisi merakla, kimisi kalple.
Ve tıpkı toprak gibi, teknoloji de, ektiğimizi bize geri veriyor.
Niyetimiz neyse, karşılığını da o niyetin tonunda alıyoruz.
Günümüz dünyasında artık şu söz geçerli:
“Hangi teknolojiyi ekersen, o teknolojiyi biçersin.”
Korkuyla yazılan kod korku üretir.
Sevgiyle kurulan sistem, insanın kalbine dokunur.
Çünkü kalp, hâlâ en derin yazılımdır.

Yorum bırakın