1.bölüm: Çağın Ruhsal Yorgunluğu
Her şey söylendi, ama hiçbiri tam duyulmadı.
Modern çağın rafları bilgiyle dolu; ekranlar, sesler, dersler, içerikler.. Her gün binlerce yeni kelimeyle karşılaşıyoruz ama hiçbiri içimizde bir yankı bırakmıyor. Çünkü insanlık artık bilgiyle değil, anlamla doymak istiyor.
Farkındalık bolluğu, temas kıtlığı
Bugün herkes “farkında” olduğunu söylüyor.Kendini duymak, an’da kalmak, içe dönmek.. Farkındalık artık bir pazar kelimesine dönüştü; bilginin sesini duyan çok , kalbinin fısıltısını dinleyen az..
Belki de sorun, farkında olmamamız değil, farkında olup , az temas etmemiz. Bir şeyi biliyoruz ama hissetmiyoruz. Bir cümleyi anlıyoruz ama yaşamıyoruz. Birine bakıyoruz ama görmüyoruz.
Anlam kaybı: bilginin doygunluğu, ruhun açlığı
Zihin doydu ama ruh halâ aç. Her şeyi çözmeye çalıştık ama hissetmeye sıra gelmedi. Çünkü anlam, çözülerek değil, hissedilerek bulunur. Bir fincan çayda, bir yürüyüşte, bir suskunlukta bile bizi yaşama bağlayan görünmez bir ip vardır.
Ama hız çağında bu ipi elimizden kaçırıyoruz.
Artık bir fincan çayı bile sırf sosyal medyada görünür olmak için yudumluyoruz, bir yürüyüşü paylaşılacak kareye dönüştürüyoruz.
Anlamı bulamadığımız ama bulmuş gibi yaptığımız, hissetmediğimiz şeyleri taklit ettiğimiz bir dönemdeyiz.
Anlam, artık bulunmayı değil, yeniden hatırlanmayı bekliyor.
Herkes anlatıyor ama çok azı duyuyor
Bugün herkes konuşuyor : öğretmen, terapist, influencer, koç, yazar…
Aynı kelimeler, her ağızda aynı titreşimi yaratmıyor. Çünkü insan, kelimelerle değil, enerjisiyle konuşur.
“Sen değerlisin.” diyen bir sürü ses var; ama bunu, içinden geçmiş birinin sesinden duymak başka yankı bulur.
İşte o anda anlam yeniden doğar; kelime değil, varlık konuşur.
Yeni çağın yolu: sadeleşmek, derinleşmek, özgünleşmek
Belki de yeni çağın öğretmeni bilgi veren değil, duruşuyla hatırlatan kişidir. Kendi yolundan geçen, kendi çelişkilerini dönüştüren, ışığı kadar karanlığını da kabul eden insan…
Çünkü anlam, teklikte değil, ikilikte de değil ancak bütünlükte bulunur:
Işıkla karanlığın, bilgelikle çelişkinin, bilmekle susmanın birleştiği yerde.
Ve belki de artık hiçbir şey “yeni” değil; ama duyulma biçimi yeni olabilir.
İnsanların aradığı sanırım; hazır reçete değil, gerçek bir yankı..
⸻
Son Söz
Anlam çağının arifesinde yaşıyoruz.
Artık bilgi değil, bilinçli varoluş değerli.
Ve bu çağın gerçek üreticileri;
kutsal, büyük, akademik insanlar değil;
kendini duymaya cesaret eden sade ruhlar.
Her şey söylendi belki, ama anlamaya ve hatırlamaya daha yeni başlıyoruz..

Yorum bırakın